Piyade Üsteğmen Doğan Erol’un Kıbrıs Günlüğü-Bölüm 4

Piyade Üsteğmen Doğan Erol’un Harekat Esnasında Tuttuğu Günlüğü

(14 Temmuz-16 Ağustos 1974)

 

22 Temmuz-16 Ağustos 1974

 

O günden sonra o bölgede kaldık ve Sıra Selvi Dere Kuzeyinde dozerinde yardımı ile ikinci bir savunma ile bir savunma hattı tesis ettik. Bölgeden bulduğum kadın saç kaplarla mevzi üst örtülerini hazırlattım ve 28 Temmuz’da sınır tespit edildikten sonra geride hazırlanan mevzilere çekildik. (Sanıyorum 6 Ağustos’ta) 16 Ağustos’a kadar bu mevzilerde kaldık 15 Ağustos akşam üzeri henüz hava kararmamıştı. Bölük Komutanı bir toplantı yaptı. Bir gün taarruzu açıkladı. Plana göre Türk Alayına yakın (Şimdiki Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Muharebe Atış Alanı Bölgesi) ağaçlıklar bölgesinden taarruz edecektik. Takımın hedefi Kilise tepeydi. Emri bittikten sonra o bölgeden Yunan Alayına girmenin mümkün olmadığını bildirdim. Emrinde ısrar etti. Benim teklifim bir takımla bu bölgeden düşmanı tespit etmek, 2 Takımla 153 rakımlı tepenin Güney Doğusunda bulunan tepeden taarruz etmekti. Böylece Yunan Alayının direkt ateşine maruz kalmadan kampa 200 metreye kadar yanaşabilecektir. Bu teklifim kabul edilmedi. Ertesi gün saat 09:00 sıralarında mevzilerden çıkarak taarruza başladık. Ben teklif ettiğim istikamette ilerledim. Düşündüğüm gibi oldu. Taarruzdan çıktıktan hemen sonra havan ateşine maruz kaldık.

Doğan Erol

 

Ben sıçrarken yakınımda patlayan havan mermisi dizlerimdeki dermanı kesivermişti. Bir anda kendimi yere çöküvermiş buldum. Kendimi hemen toparlayıp koşmaya başladım. Takımımıda süratle bu bölgeden uzaklaştırdım. Havan ateşinden Birinci Makineli Tüfek Komutanı ayağından yaralandı. Habercimide geriye taşıttım. Bir an geriye baktığımda habercim Çavuşun koluna girmiş, küçük bir tepeyi açmak için yürüyorlardı. Etrafından Makineli Tüfek ateşi toprağı kaynatıyordu. Bunlar hiçbir şeye aldırmadan yürümeye devam ediyorlardı ve bir mermi bile isabet etmedi.

 

İlerlemeye devam ettik. Mezbahanın bulunduğu tepeye yanaştık. Buradan Yunan Alay mevziileri karşımızda idi. Hemen ateşe başladık. Bu tarafta düşman ateşi sindirilmişti. Tepeden aşağıya baktığımda bölüğün ilerlemesi durmuş küçük bir arazi kaparıntısı arkasına sığınmışlardı.

 

Bölük Komutanı ile telsiz irtibatı kurdum durumu anlattım. Yerimi tarif ettim, bana “Orada ne duruyorsun 50. Piyade Alayı Yunan Alayına girdi. Hemen taarruz et emrini verdi.” Bir mangamı sıçrattım tepeden aşağıya hendeğe doğru sıçradılar, ancak bir Er, el bileğinden, bir Er sol elinden, bir Er sırtından, bir Er sol kalçasından bir Onbaşıda sol elmacık kemiğinden yaralanarak geri döndüler. Bu durumu görünce çok sinirlendim. Erlere bağırarak mevzileri ateş altına almalarını söyledim. Erlerin ilk yardımını yapıp yaralarını sardım. Bir kısmını geri gönderdim. Buradan ilerleyemeyecektim. Cephanem azalmıştı.

Doğan Erol

 

Bölük Komutanı ile tekrar irtibat kurdum ve mermi istedim. Bana “Orada kalma seni tespit ettiler, havan ateşine dayanamazsın.” dedi. Bende durumu ve yaralılarımı anlattım, mermi ikmali yapılıncaya kadar ateş kestirip sırta yamanmaları emrini verdim. Bende keşif yapmak için Güneydeki daha yüksekteki tepenin üzerine çıktım. Burada Barış Gücünün eski gözetleme yeri vardı. Buradan etrafı iyi gözetleyebiliyordum. Durum şöyle idi. Bizim Bölük yukarıda bahsettiğim tepenin gerisinde yamanmış orada kalmıştı. 50. Piyade Alayı bana 500 metrede mesafede eski rum barakalarına yanaşamamıştım. Taarruz çok yavaş ilerliyordu. Etrafım boş olduğu içinde ilerlemem mümkün olmamıştı. Ben etrafı gözetlerken yakınımda top mermisi paralandı. Sonra diğer mermi paralanmaları onu takip etti. Bulunduğum yer beni koruyordu. Ama fazla kalamazdım. Süratle geri çekildim. Takım bölgesi ise havan ateşi altındaydı. Bu ateş altında beklemem ne kadar sürdü bilmiyorum. Bölük Komutanı durumumu görmüş olmalı ki bana hemen ilk mevzilere çekil emrini verdi.

 

Mevzilere döndüm. (153 Rakımlı Tepe Bölgesi) burada takımı topladım, mühimmatımı bütünledim. Bu arada 2. Bölük’de bu bölgeyi girdiğini gördüm. Piyade Teğmen Mitat IŞIK 2. Bölük Takım Komutanı ile görüştüm. Alay Komutanı tarafından 2. Bölük’de bu bölgeden kullanılacağını öğrendim. 2. Bölüğü takiben bende tekrar bölgeme geldim. 2. Bölüğün taarruz iştiraki ve keşfi Takımın Sunaalp kapısı bölgesinden Yunan mevzilerine sızma ile taarruz inkişaf etti. Burada sanıyorum 6 kadar şehit verdik. Benim takımımdan Şehit olan yoktu, ağır yaralılar vardı. Hedefe girdik ve derinlikte ilerledik. Kolejin bulunduğu tepeye yönelmiştim. Yunan Alayı içinde yapılan havan ateşinden başka kolejden uçaksavar mermileri geliyordu. Bölük Komutanı koca yokuş ile Dil okulu arasında mevzilenmemi emretti. Saat 17:00’de ateş kes uygulanacaktı ve biz zamanında hedefe girmiştik.

Doğan Erol

 

Yunan Alayına girmeden önce uçaklarımız hedefi bombalamışlar, binaların bir çoğu tahrip olmuştu, yerde büyük oyuklar meydana gelmişti.

 

Takımımı hemen tepeye mevzilendirdim, geri bölgeyi emniyete aldım. Hava kararmadan mevzilenmem tamamlanmıştı. Ancak Yunan Alayının binaları temizlenmemişti Tehlike mevzcuttu. Gece 01:00 sıralarında sessizliği yırtan bir bağırma duydum. Sesin geldiği yere gittim. Aramıza sızmaya çalışan bir Yunan Eri yakalamışlardı. Teçhizatsız ve tüfeksiz sakinleştirdik. Bir sigara içti, çok az Almanca biliyordu, Almanca bilen bir Er vasıtası ile anlaşmaya çalıştık. Bizim taarruzumu anlatıyor ve “Biz Makineli Tüfek ile ateş ediyoruz, siz yürüyerek üzerimize geliyorsunuz ve bunun mümkün olmadığını söylüyor. Şoka giriyordu.” Bu arada bir Konyalı Makineli Tüfek nişançım bana “Komutanım bana teslim edin bir Yunan boğmadan anama dönemem.” diyordu. Yunanlı Eri ona teslim ettim. Anasına verdiği sözü yerine getirmiş. Sabah bölük bölgesinde 80’e yakın ceset tespit ettim. 16 Ağustos sonrası bir gün Bölük Komutanı ile taşlı bölgesinde ve çınar deresinde saplanan tankları inceledik. 6T-34 tank ve 5 zırhlı tekerlekli topları olan araçlar vardı. Birince gece tanklara attığımız mermiler T-34 tankların mazot bidonları üstte olduğundan bunları kalbura çevirmiş ve yakıtsız kalmışlar, cephane ikmali yapılmaması sebebi ile araçların içlerinde cephane kalmamıştı. Bir tankın içine girdiğimde son mermi namluya sürülmüş, kaması bile kapatılmadan tankın terk edilmiş olduğunu gördük. Bu, Yunanlıların nasıl panik içerisinde muharebe ettiğini açık olarak ortaya koyuyordu. Tankın içinde meşrubat kasası yerlere saçılmış çerez ve kadın iç çamaşırları vardı. Diğer zırhlı araçlardan 2’si çarpışmış, orada kalmış, bir tank Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay kamp içinde tel örgülerde kalmış, bu şekilde 6 tank 5 zırhlı araç araziye yayılmışlardı ve kaderlerine terk edilmişlerdi.

Doğan Erol

 

Bu harekatta Takım Komutanı olarak irtibatsızlığın menfi etkilerini acı bir şekilde öğrendim. Arazi ve düşmanın keşfi yapılmış yapılmış birlikler uygun kullanılmamıştı. Duran taarruz bölgesinde Alay ihtiyat 2. Piyade Bölüğünü kullanmış tabi ki taarruz zor inkişaf etmişti. İkmal; Taarruzdan bana ulaşabilen ikmal maddesi hiç olmadı. Mühimmatı taarruz sırasında araziden topladım. 1250 mermi ile harekata başladım. Yunanlıların araziye topladım. Mermimi bütünledim 2. harekat bittiğinde her makineli tüfekte 2750 mermi vardı. Kıdemli Başçavuş Ali FERT’in Komutanına Yazdığı Mektubu Okumak İçin Tıklayınız.

 

 

M.Doğan EROL

P.Kd.Bnb.

G.K.K. 3.P.Tb.K.

 

Paylaş