Piyade Üsteğmen Doğan Erol’un Kıbrıs Günlüğü-Bölüm 3

Piyade Üsteğmen Doğan Erol’un Harekat Esnasında Tuttuğu Günlüğü

(14 Temmuz-16 Ağustos 1974)

 

21 TEMMUZ 1974

 

 

Sabah ilk işimiz bölükten takıma at çektirmek oldu. İrtibatı sağladım. Gece 2 yaralım vardı. Bir Makineli Tüfek mevzine havan mermisi isabet etmiş Erler bunu hafif çiziklerle atlatmışlardı. Hiç kimse yemek talebinde bulunmamıştı. En çok aranan sigara ve su idi.

 

Havan kısım Ast.Sb.dan bir mesaj geldi. (Bu belgeyi halen saklıyorum) başarılı savunmadan dolayı kutluyor ve Bölük Komutanının bazı emirlerini iletiyordu. Sonra bir ara Havan Kısım Komutanı Astsb. Arif AKARLAR‘ın yanına git. Gece gelişen olayları bana söyle, anlat. Bu anlattıklarını daha önce General Cengiz VAROL‘a konuşmadan teyit etti. Yunan Alayı önce 2.Bölük bölgesine sancak Takım istikametinde taarruz etmiş. Ancak bu taarruz başarılı olmamış. Bu taarruz eden Yunan Alayı tanklarla takviyelenmiş. Akşam alaca karanlıktan sonra bizim 3.bölük bölgesine Dolamanlı yaka bölgesine aynı kuvvetle taarruz etmişler.

Doğan Erol

 

2.Bölük Yunanlıların bu baskısı karşısında alaca karanlıkla beraber geriye çekilmişler. Gece aydınlatma mermileri ile tankları cephemizde gören 2. Takımda gerideki mevzilere çekilmiş. Anlaşılıyor ki benim Takımım cephede havan kısmı ile beraber yalnız kalmış. Bu duruma çok kızdım. 2.Takım Komutanı Niyazi’ye çatmak için çıkmak istedim. Beni yatıştırdılar. Tankların Çınar deresi kenarına geldiği Gönyeli cami hemen doğusundaki binada bulunan Alay Karargahına haber verilmiş. Karargahta bir panik olmuş. S-3 planları almış Alay Komutanı Emir Subay sancağı almış Alay Komutanı Gönyeli düştü diye barış kuvvetleri komutanına yardım istemeye gitmiş. Alay S-3’de (Harekat Subayı) herkes kendi başının çaresine baksın demiş ve panik halinde boğaza doğru kaçmışlar. Tuzla T.de (Boğaz yolunda güneyde bir Takımın bulunduğu bölge) o zamanki rütbesi ile Kurmay Binbaşı Cengiz VAROL onları durdurmuş. Yaptığı kısa bir durum muhakemesi ile o bölgede hat tutmaya çalışmış. Emir Subayı da A.K.nın arkasından bir araçla boğaza gitmiş. Grup Komutanının ifadesi ile “Gönyelideki 3.bölük imha olmuş ve Yunan Alayı Gönyeli‘ye girmişse hiç olmazsa bir yaralı boğaz tarafına gelirdi. Beklememize rağmen kimse gelip gitmiyor.” O ara bir taksi Lefkoşa’dan Boğaza giderken Binbaşı Cengiz VAROL tarafından durdurulmuş, taksi şoförüne Gönyelide tanklara rastlayıp rastlamadığını sormuş. Taksi şoförüde çok mermi atılıyordu, cehennem gibi idi. Yem Fabrikası yanıyor ama tanka rastlamadım yollarda hiç araç yok diye bilgi vermiş. Bunun üzerine Gönyeli’ye yaklaşmaya başlamışlar ve 3.Bölükle irtibat kurmuşlar. Benim ileride olduğumu öğrenmişler istediğim yardımdan haberdar olmuşlar. Bu arada Alay Komutanı Kolordudan hava indirmeye ait bir bölüğü emrine almış. Bölük Komutanı Gönyeli gerisinde havanlarını mevzilendirmiş. Karşı taarruza Çınar dere bölgesini ele geçirmek için hazırlıklarını tamamlamıştı. Taarruzdan hemen önce durum anlaşılmış ve taarruz durdurulmuş. Bölük Komutanı (1965 mezunu Üsteğmen Ayhan) ile görüştüğümde kendi ifadesi ile “Doğan seni Yunanlılar imha edemedi ben deneyecektim” dedi.

 

Akşam üzerine kadar sakin denecek kadar az mermi atıldı. Atılan top ve havan mermileri mevziler bölgesine veya bir iki Er oraya geldiğinde bu bölgeye atılıyordu.

Doğan Erol

 

Akşam üzeriydi. Hava İndirme Tugayından Bir Tabur Komutanı ve Bölük Komutanları benim bölgeme geldiler. Benden düşman hakkında bilgi istediler. Kendilerine anlattım. Bildiklerinden fazla farklı bir şey yoktu. Sonra bana hitaben “Sen benim ihtiyatımsın beni takip et” dedi. Bende Bölük Komutanından henüz bir haber alamadım. Bölük komutanımla görüşmek istediğimi bildirdim. Bölük Komutanını aradım. Komutan yerinde yoktu. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Amirim olmayan bir Tabur Komutanı beni ihtiyat olarak görevlendirmişti. Bölük Komutanı yoktu ve üst makamdan bir emir almıştım. Sonra taarruz edeceklerini öğrendim. Bir gece taarruzu yapılacaktı. Benim çekimser kalmam Tabur Komutanını sinirlendirdi ve korktuğumu ima ederek “iyi sen kendi işine bak” dedi. Önce kalktı dereyi geçmek için taarruza başlamak. Sonra havanın daha da kararmasını beklemeye karar verdi. Bana söylediği laf yenilir cinsten değildi. Bir türlü hazmedemiyordum. Takım Komuta yerine geldim tekrar irtibat kurmaya çalıştım. Hiç cevap alamadım. Korktuğum için geride kalmayı hiç yediremiyordum. Takıma taarruz için acele hazırlık yapmasını emrettim ve hava indirme Taburu ile taarruza iştirak etmeye karar verdim. Telsizimi açık tutarak bir yandan irtibat kurmaya çalışıyordum. Çağrılarıma cevap yoktu.

 

Önümüzdeki Bölüğü 100 metre kadar mesafeden takip ediyordum. Hava tamamen kararınca da ileriye irtibat Eri çıkarttım. O sırada telsizden Bölük Astsubayı Müdür GORUK’dan bir mesaj aldım. Bölük Komutanı ile beraber olduğunu ve önümüzdeki Bölüğü takip etmemi o Bölüğün ihtiyatı olmamı iletti. Domak YAKA taçlı T. istikametinde yürüdük. Sıra Selvi Dere kuzey yamacına geldiğimizde Yunan alayı tarafından yoğun ateş açıldı. Takımımı hemen o bölgeye mevzilendirdim. Karşı ateşe başladım. O sırada bizim havan kısmı ve önümdeki Bölüğünde havan kısmı oraya geldi.

 

Önümüzdeki bölüğün hangisi olduğunu sordum. Üsteğmen Ayhan’ın bölüğü olduğunu öğrendim. Hedefi Yunan Alayı ama hangi kesmi olduğu belli değil. Havanları kurdular atışa başladılar. Bölüğü ile irtibatı olup olmadığını sordum. Telsiz yoktu. Telsizler indirme bölgesinde tahrip olmuş, havan mermisi az kalmıştı. Durumu değerlendirdim. Yunan alayı tarafından gelen ateş Hava İndirme Bölüğü ile Yunan Alayı arasında bir ateş alabilirdi. Bizim ateşimiz önümüzdeki Bölüğü taciz edebilirdi veya öndeki Bölük Hedefi ele geçirmiş olabilirdi. Ne bizden ne Yunan Alayından çok uzaklardan top mermi sesleri geliyordu. Bir müddet bekledim hedef bölgesine ne olmuştu bilemiyorum. İrtibatımız yoktu.

Doğan Erol

 

Yunan Alay bölgesini gözetlerken çok hafif bir el feneri ışığı gördüm, yandı, söndü. Bunun hedefin ele geçirildiğini belirten bir işaret olarak değerlendirdim. Takımı kaldırıp kama düzeni aldım. Hava Takımlarını ortaya alarak bu tertipte ilerlerken 2’nci Takımdan bir Manga ile karşılaştım. Takımını kaybetmiş benim takımımı buluştu. Bu Mangayı da öndeki Manganın yanına aldım. Dört Manga olarak ilerlemeye başladım. Dereyi geçtim 153 rakımlı tepe bölgesi doğusu kesmine geldiğimde arkadan hava indirmeden bir Erin yanaştığını fark ettim. Beni arıyordu. Önümdeki bölük dere içinde olduğunu hemen geri dönmemiz gerektiğini bildiriyordu. Takıma dönmesi için emir verdim. Bende Bölük Komutanının yanına gittim. Dere içine geldiğimde bölüğün dere içinde olduğunu gördüm. Bölük Komutanı cephane bittiği için cephane almaya geriye gittiğini ve 1 saat’e kadar gelmez ise bölüğün de geriye gelmesi için emir verdiğini öğrendim. Bölük Erleri yorgunluk, uykusuzluktan, dere içinde tüfeğine sarılmış uyuyorlardı. Takım Çavuşum yanıma geldi. Bizim öndeki iki manga ile de Havan Kısımları kopmuş irtibatımız kesilmiş olduğunu bildirdi. Heme haberci çıkardım 3 ayrı istikamete gönderdim irtibat kuramadık. Takımdan iki manga kalmıştı. Bölük’ten bir subay aradım, Harp okulundan 1970 mezunu subaylardan benim talebem Piyade Teğmen Gafur AKSU’yu buldum. Takım Komutanı idi. Onun yanına oturdum. Durumu anlattı hedefe ilerlemişler, cephaneleri bitmiş, irtibatları yok, nereden destekleneceklerini bilmiyorlar. Zorunlu olarak dere içine çekilmişler ve şimdi buradaydılar. Durumu beraber değerlendirdik. Ben emir komutayı alayım, cephanem mevcut ateş desteği sağlayabilirim dedim. Taarruza devam etmemizi teklif ettim. Sonra öğrendim ki Bölüğümün bir Takımı Bölükten kopmuş ne tarafta olduğu belli değildi. Dere içinde bir takım varmış, yine de taarruz etmekte ısrar ettim. Bu sefer eğer Bölükler hedefe girmişlerse iki birlik birbirine girer dedi. İrtibat kuraadığı için Bölüklerin durumunu bilmiyorduk. Dere içinde bekleyemezdik. Karar vermemiz gerekiyordu. Sigaramı bitirdiğim sırada karşı sırt üzerinden bir Takımın yanaşık düzende geriye doğru gittiğini sülüetinden gördük. Teğmen Gafur AKSU herhalde bizim diğer takım geriye çekiliyor, Ben geriye gidiyorum dedi. Ben de yanan yem fabrikasını istikamet olarak gösterdim ve geriye döndüler. Bende kalan iki Mangamı alıp gerideki mevzilerimize dönmeye karar verdim. Taçlı bölgesine yaklaşırken Yunan Alayından ateş başladı. Buna bir anlam veremedim. Bu ateş uzun süre devam etti. Takım mevzilerine geldiğimizde gün ağarmak üzereydi. 3’üncü Mangadan haber yoktu. Gün aydınlandığında Manga geldi. 2’nci Takım Komutanı Üsteğmen Niyazi yanıma geldi, şoka girmişti. Takımını kaybetmiş, Takımdan haber alamamıştı. Onu teselli ettim. 2’nci Takımında Mangaları geldi. Hava Takım Komutanı Astsubay Arif AKARLAR ile konuştuk. Durumu böyle anlattı. “Sıra Selvi dereyi geçtikten sonra Takımdan koptuk. Biz hedefin ele geçtiğini zannediyorduk. Kilise tepeye doğru ilerlemeye devam ettik. İlerlerken çok rahattık. Havanların madeni sesleri mataraların sesleri konuşmalar kısaca ses ve ışık disiplinine uymadan ilerledik.Mezba yakınlarına geldiğimizde karşıdan “Dur kimdir” diye bize seslendi. Biz durunca karşıdan ateş başladı, hepimiz bağırdık ve geri döndük.

 

Durum gerçekten çok acı idi. Taarruz başarısızlıkla sonuçlanmıştı. İrtibatsızlık taarruzu kör düğüme çevirmişti.

 

Takımı Toparladım. Geceyi zaiyat vermeden geçirmiştik ancak makinalı tüfeğim kilise bölgesinde bırakılmıştı. Ama onun yerine koyacak makineli tüfeğim vardı. Cephaneye ihtiyacım yoktu. Yunanlılar bol miktarda mermi kutusunu dere içinde bırakmışlardı. Saat 10:00 sıralarında Bölük Komutanından emir aldım. Yunan Alayı bölgesine Sıra Selvi Dere kuzey yamacına gidecektik. Bir gece evvel o bölgeye taarruz etmiş geri dönmüştük. Takımı geniş kama düzeninde tertipledim. İlerlemeye başladık. Derenin kuzey bölgesine geldiğimiz halde karşıdan ateş gelmiyordu. Burada kalıp mevzi kazmaya başladık saat 14:00 sıralarında ilk defa sıcak yemek geldi. (Etli pilav ve ayran) Akşam üzeri Bölük Komutanı yanıma geldi ve daha ileri gidemeyeceğimizi bildirdi. 153 Rakımlı Tepe ve batı bölgesi Takımıma verildi. İlerlemeye devam ettik. Yunanlılar mevzilerinde fakat ateş etmiyorlardı. Burası yunanlıların bulunduğu sırtın altı idi. (Atilla düzlüğü olarak bilinen bölge) Taş yuvarlasalar başımıza gelirdi, önce makineli tüfeklerimi yerleştirdim, takım çavuşuna takımı burada mevzilendirmesi için emir verdim. Çok dikkatli olmalarını bildirdim, her an çatışma çıkabilirdi. Bu durumda mevzilerini kazmaya devam ettiler. Bölük habercisi Bölük Komutanı’nın beni çağırdığını bildirdi. Tekrar takım çavuşuna çok dikkatli olmalarını bildirdim ve Bölük Komutanı’nın yanına gittim. Bölük Komutanı bu bölgede kalacağımızı bildirdi. Takımın yanına döndüğümde mevzi kazan erler bütün ihytiyadi tedbirleri bir tarafa bırakmış hatta üstlerini çıkarmış mevzi hazırlıyorlardı. Takım çavuşu ele geçen evlerden bir fırın ve erzak bile temin etmişti, çay bile içebiliyorlardı, o gece nöbetleşe uyuyabildik. Devamını Okumak İçin Tıklayınız.

Paylaş